
Bu vurgu üzerine düşünüyorum: Başbakan "gereği neyse yapılsın" diye destur vermezse gereği yapılmayacak mı? Başbakanın yeğeni olmak bir çeşit dokunulmazlık mı sağlıyor? Ya da başbakan "gereği neyse yapılsın" buyurarak dürüstlük mü yapmış oluyor?
"Adama göre muamele"ye o kadar alışmışız ve o bu işleyişi o kadar benimsemişiz ki çoğumuz "helal olsun başbakana" diyor. Halbuki "başbakan, senin hükümetin zaten yasalara göre hareket ediyorsa sen söylemeden yeğenine gereken yapılmalı, neden söyleme ihtiyacı hissettin?" dememiz gerekirdi. Zaten bu bakış açısı, bu adamları başımıza hükümet yapan seçmenlerin profili hakkında da ipucu veriyor.
Şimdi haziran 2011'e geliyoruz ve görüyoruz ki 50 kg uyuşturucuyla yakalanmış olan Mehmet Erdoğan, satıcı değil içici olduğunu belirterek tahliye edilmiş. Ben pek anlamam bu konulardan ama Türk filmlerinde falan gördüğüm; uyuşturucuyu gram gram çekiyorlar. Böyle düşününce 50 kg uyuşturucuyu bir kişi tek başına hayatının sonuna kadar tüketemez gibi geliyor bana.
Davanın gidişatında neler olacağını merak ediyorum.
Recep Tayyip Erdoğan
0 yorum:
Yorum Gönder
Lütfen anonim (adsız) yorum yapmayınız. Ya listelenen hesaplardan birini seçiniz ya da "Adı/URL" seçeneğini seçerek bir isim kullanınız. Gmail'iniz varsa Google'ı seçerek yorum yapabilirsiniz.