1 Mart 2011 Salı

Türk Dizileri

Ben birkaç istisna dışında Türk dizilerini sevmiyorum. Buna önyargı da diyebilirsiniz, haklı bir beğenmeme durumu da. Diziler, önemli bir ihracat kalemimiz olma yolunda ilerliyor ama bir ABD dizilerine bakıyorum bir bizimkilere bakıyorum, hala arada uçurumlar görüyorum. Türk dizilerini gerek Türkiye'de, gerek ihraç edildikleri ülkelerde ABD dizilerinin henüz tadına varmamış kitleler tarafından izlendiklerini düşünüyorum. (Benim izlediğim diziler burada yazıyor.)

Gökçe hemen her akşam bir dizi izliyor. Ben de yanında bilgisayarda takılıyorum ama ister istemez dizilerin konularını özet şekilde takip ediyorum. Anladığım, algıladığım kadarıyla dizilere yorumlarım aşağıda.


Ömre Bedel: Kelime oyunlu isime sahip bu dizide Ömür adında bir kadın var. Zamanında başına istenmeyen bir olay gelmiş. Ömür'ü "eğer bu olayı kocana söylersen onu öldürürüz" diyerek tehdit etmişler. Ömür de sözüm ona kocasını öldürmesinler diye çocuğunun babasının kocası olmadığını başta kocası olmak üzere herkesten saklamaya çalışıyor. Yalan rüzgârının esintisinde gemisini yürüten Ömür'ün dizide iyilik ve dürüstlük timsali bir eş/anne olarak gösterilmesi beni hasta ediyor.


Fatmagül'ün Suçu Ne: İsmini başrol karakterinden alan bir başka dizi. Ve yine Ömre Bedel'de olduğu gibi bir yalanın bir sürü yeni yalan doğurması ve bu yalanları bilenlerin bilmeyenlerden saklama mücadelesi üzerine bir dizi.

Dizinin jeneriğinin Karaburun Yarımadası'ndan (Çeşme, Ilıca, Urla, Alaçatı, vb.) alınmış nefis görüntülerden oluşması bu dizinin en sevdiğim yanı. Dizi müziğinin de Aşk-ı Memnu'nun müziğini besteleyen kişinin (Toygar Işıklı) elinden çıkmış olduğunu anlamak zor değil.



Fatmagül'ün yönetmeni de Aşk-ı Memnu'yu yöneten yönetmen (Hilal Saran). Yakın plan karakter çekimlerinde üst çerçeveyi insanların alınlarının ortasından geçirmesi beni kıl ediyor. Yani insanların saçını ve alnının bir kısmını neden kadrajdan çıkarıyorsun ki? İzleyici olarak bana kötü görünüyor.

Dizi en az bir sezon daha "Fatmagül'ün suçu ne?" sorusuna yanıt aramaya devam edecek gibi görünüyor. İzleyici ilk bölümden beri Fatmagül'ün bir suçu olmadığını biliyor aslında.



Ezel: Şimdi anlıyorum ki dizilerin çoğu isimlerin ana karakterlerinin isminden alıyorlar. Ezel de bunlardan biri. Benim görüşüme göre Ezel, bugüne kadar Türk izleyicisine dayatılmış en kötü, en içi boş, en "müsamere tadında" dizilerden biri. Oyunculuk felaket! Bütün dizi karakterlerin birbirine posta koymasıyla geçiyor. Bunu da bize "gerilimin zirve yaptığı anlar" tanımıyla sunuyorlar.

Hayatta birçok ilginç insanla tanışıyoruz ama hayatımızdaki herkes de tek tip ilginçliğe sahip değil. Ezel'de ise herkes şiir okur gibi konuşuyor. Bu nasıl bir karakter tanımlaması. Dizide birbiriyle ilgisi olmayan insanlar bile hep bir ağızdan şiir okur gibi konuşuyorlar. Erkek olanların bölüm başına iki posta koyması ise olmazsa olmaz. Ha bu karşılıklı restleşmenin sonunda kim galip geliyor derseniz en komik yanı da o zaten; kimseye bir şey olmuyor. Herkes karşısındakine kendi üstünlüğünü kabul ettirdiğini düşündüğüyle kalıyor. :)

Ezel dizisine "Türkiye'nin Lost"u dediklerinde Doktor Jack Shephard'ın içinde bir şeylerin koptuğuna eminim. Her ne kadar Lost'un sonu bizleri derin bir hayal kırıklığına uğratsa da Ezel'le bir tutulacak kadar aşağılanmayı hak etmiyor.



Küçük Sırlar: Gossip Girl'ün Türkiye versiyonu olarak çekilen dizide kafamı kaldırıp baktığım sahneler sadece Sinem Kobal'ın olduğu sahneler. Bu durum dizinin konusu hakkında pek bir fikrim olmamasına neden oluyor. Çok çok seyrek olarak Meriç karakterinin esprilerine de gülüyorum.

Dizide Merve Boluğur'un daha güzel olduğunu, "esas kız"ın o olması gerektiğini söyleyenler var. Ben onu bilmem ama onun bacakları kalın.

Küçük Sırlar'ın oyuncularının bölüm başına 10–15 bin TL aldıklarını okuduğumda diplomalarımı üst üste koyup yakmak istedim ama sonra vazgeçtim.



Öyle Bir Geçer Zaman Ki: Acıklı konusuyla izleyicileri tavlayan diziye diğerleri kadar olumsuz bakmıyorum. Mesela oyunculuklar diğer dizilerden daha iyi. Yine de baştan sona izleyecek olsam sıkılacağım gerçeği değişmiyor. Bağırışların arttığı sahnelerde irkilip ne oluyor diyerek bakıyorum. Herkes gibi ben de Osman'ı sevimli buluyorum.

Diziyi izlerken genelde aklımdan "reklâm arası olsa da Gökçe'den sıcak çikolata istesem" düşüncesi geçiyor.

Andaç'ın diziyle ilgili yazısını buraya tıklayarak görebilirsiniz.



Kavak Yelleri: Kavak Yelleri dizisi ilk başladığında İzmir'de geçiyordu ve karakterlerin okulları bizim okuldu (İzmir 60. Yıl Anadolu Lisesi). O zamanlar diziyi sadece güzel İzmir manzaraları için değil, Dawson's Creek'ten araklanmış güzel senaryosu için de izliyordum.

Şimdi doğru biliyorsam 4. sezonu oynuyor ve artık iyice kendini tekrar eder hale geldi. Dizi İstanbul'a taşındığından beri izlemiyorum (tat vermiyor).



Hanımın Çiftliği: Hiç izlemedim ama Gökçe de izlemediği için çok az fikrim var. Başından itibaren oturup düzenli izleseydim sever miydim bilmiyorum.

İlk sezonunun sonunda gazetelerde, sağda solda "Muzaffer Bey'i kim öldürdü" diye muhabbetler, anketler peydah olmuştu. Yahu Hanımın Çiftliği üç ciltlik roman. Aç oradan bak işte, kim öldürmüş gör. Lost gibi yeni yazılmış dizi muamelesi yapılması baya komikti.



İzmir Çetesi: Geçen hafta sonu ilk bölümü yayınlandı ancak ben kaçırdım. Fragmanlarına bakarak "çok kötü bir dizi olacak" diye düşünmüştüm. Kadir İnanır da sevdiğim bir oyuncu değil. İlk bölümün tekrarının 15–20 dakikalık bir kısmını izleyebildim ve gözüme güzel göründü. Yani en azından fragmanlarındaki "sulu" yaklaşım yoktu dizinin kendisinde. Eğer konusu güzel olacaksa ve İzmir'den güzel görüntüler verecekse ben bu diziyi izlerim.

35 RZ 918 35RZ918 Beren Saat Engin Akyürek İhanet onları ayırdı intikam birleştirecek! Ay yapım Kanal D star tv fox tv Adana 52 Mehmet Asalantuğ Özgü Namal Dilara Öztunç Wilma Elles

1 yorum:

eac dedi ki...

İzmir çetesi dizisi hakkında çok olumsuz önyargılara ben de sahiptim fakat dizinin yarısından fazlasını izledim ve yanıldığımı anladım, gerçekten güzel bir dizi. Gerçi dizi İzmir'den başka bir yerde geçseydi sever miydim bilmiyorum ama ben bu diziyi denk geldikçe izleyeceğim.

EAC

Yorum Gönder

Lütfen anonim (adsız) yorum yapmayınız. Ya listelenen hesaplardan birini seçiniz ya da "Adı/URL" seçeneğini seçerek bir isim kullanınız. Gmail'iniz varsa Google'ı seçerek yorum yapabilirsiniz.