2004 yazında
Lions Gençlerarası Değişim (GAD) kampında görevliyim, çoğunluğu Avrupa olmak üzere birçok ülkeden gençleri ağırlıyoruz. İzmir'den Manisa yönünde çıkışta Cumba restoranın yanında daha "fast food" tarzı bir yer daha var. Programımızda akşam yemeği olarak buraya gidip pide yemek var. Yolda anlattım; "ayran diye çok güzel bir içecek var" dedim, nasıl yapıldığını anlattım. Kimisi yoğurdun meyvesizini bile bilmediğinden ayranın nasıl bir tadı olabileceğini merak etti, kimi de baştan "ben içmem öyle şey, kola içeyim" dedi. Hem kendim sevdiğim için, hem de bir daha ülkelerinde içemezler diye ayranı biraz övdüm.

Grubun üçte biri pidenin yanında ayranda karar kıldı. Sonra ayranlarımız geldi. O da ne; hayatımda içtiğim en kötü ayran! Hatta ayran demeye şahit lazım, resmen bulaşık suyu gibi bir şey. Çocuklara övdüğüm içeceğin bu olduğunu sanmalarına mı yanayım, bir daha hayatları boyunca ayrandan tiksineceklerine mi...
Kendimin de getirileni içmediğimi göstererek durumu anlatmaya çalıştım ama ne kadar etkili oldu bilmiyorum. Alacağın olsun adını hatırlamadığım fast-food restoran.