Bizde tezahüratlar popüler şarkıların bestelerine saçma ve arabeskvari sözler (ve genellikle küfürlü) oturtulması yoluyla oluşturuluyor ve ufak tefek sözcük değişiklikleri dışında bu tezahüratlar tüm kulüplerin taraftarları tarafından kullanılıyor. Oysa görüyoruz ki yurtdışında köklü kulüplerin kendilerine has tezahüratları var. Bu kendine has olma durumunun taraftar kültüründe ve saha içindeki oyuncu üzerinde çok olumlu etkisi olduğunu düşünüyorum. Çok bilmesem de Türkiye'de de tek tük örnekleri vardır herhalde diye düşünüyorum. Mesela Karşıyaka taraftarının tüm futbol ve basketbol maçlarından önce söyledikleri besteli bir tezahüratları var. Hatta söylerken yapılacak hareket bile standart; Karşıyaka atkısı iki ucundan iki elle tutuluyor ve kollar yukarı doğru genişleyecek şekilde kaldırılıyor.
Bir de marş meselesi var. Marş, tanımı ve amacı itibariyle zaten kuruma (kulübe) özgü olmak zorunda. Türk kulüplerinin bu konuda da zayıf kaldığını görüyoruz. Tabii burada en şanslı taraftar Fenerbahçe taraftarı çünkü Fenerbahçe'nin kıskanılacak derecede güzel bir "Fenerbahçe Marşı" var. Bu marşı bu kadar güzel yapan sadece İspanya kökenli bestesi değil, aynı zamanda özgün ve samimi sözleri. Çocukluğunda Fenerbahçe Marşı'ndan etkilenip Fenerbahçeli olan çok kişi duydum ve tanıdım. Fenerbahçe taraftarı olma nedeni bu olmasa bile bu marşı sevmeyen, bu marştan gurur duymayan hiçbir taraftar olmadığına eminim.
2007'de, yani Fenerbahçe'nin 100. yılında Fenerbahçe yönetimi profesyonelce bir adım atarak Kıraç'a bir "100. Yıl Marşı" sipariş etti. Sipariş üzerine yapılan kompozisyonlar güzel olmaz, benimsenmez derler ama bu marş istisna oldu. İnsanı o kadar gaza getiriyor ki benimsememek, duyduğunda irkilmemek imkânsız. Ne dizi müzikleri, ne de diğer besteleri... Sadece bu marş sayesinde Kıraç'a sempati duyuyorum.
Ben lisedeyken (90'ların ikinci yarısı) Galatasaray'a da ısmarlama bir beste yapılmıştı. Marş diyemiyorum çünkü marştan çok dansöz oynatacak oynaklıkta, "Cimbom Galatasaray, Galatasaray Şampiyon" şeklinde başıyla sonu ilgisiz tekrarlardan oluşan bir "şey"di. Başarısızlığı sadece benim düşüncem değil. Besteleneli 10 yıl oldu, kaç kişi hatırlıyor? Benimsenmedi.
Özetle, Türkiye'nin büyük kulüpleri içinde kendiyle anılan güzel bir marşı sadece Fenerbahçe vardı, şimdi iki tane güzel marşı oldu. Bu da bizim için büyük şans. Aynı zamanda Fenerbahçe’nin kurum kültürünün diğer kulüplerden daha oturmuş olduğunun kanıtlarından biri.
15 Mayıs 2012 "İlk Adım Günü"
4 gün önce
1 yorum:
Fenerbaçeli olmanın en büyük farkı , fark yaratabilmek kulübüne kendinden bir şeyler katabilmektir.
Farkını ortaya koydugun için teşekkürler.
Kemal.
Yorum Gönder
Lütfen anonim (adsız) yorum yapmayınız. Ya listelenen hesaplardan birini seçiniz ya da "Adı/URL" seçeneğini seçerek bir isim kullanınız. Gmail'iniz varsa Google'ı seçerek yorum yapabilirsiniz.