İzmirli değilseniz %90, İzmirliyseniz %100 size bir tanıdığınız şu "İzmirli Olmak" başlıklı yazıyı forward etmiştir. Büyük olasılıkla siz de birilerine iletmişsinizdir. Önce yazıyı okuyalım, sonra konuya gireceğim.
• Eğer Kordon dendiğinde aklınıza elektrikli ev aletlerinin dışında bir yer ismi geliyorsa;
• Körfez kokusu nedir biliyorsanız;
• Hilton'un yapıldığı tarihi hatırlayabiliyorsanız;
• Fame City' de deliler gibi eğlenip (yaşınıza bakmadan) çıktığınızda "vay be, bizim de bir gökdelenimiz var" dediyseniz;
• "TAM 35" ve "35 BUCUK" kavramları size bir şey ifade ediyorsa;
• "Gevrek", "Çiğdem", "Domat", "Nohut" gibi kavramları kullanıyorsanız;
• "Boyoz" kelimesi size bir şeyler hatırlatıyorsa;• Arapsaçı, turp otu, dalagan, istifno, ebegümeci deniz börülcesi… Nedir biliyorsanız;
• Konuşurken arada bir diliniz, siz istemeseniz de "geliyom, gidiyom, gelcen, yapcan, etcen"seklinde sürçebiliyorsa;
• Gördüğünüz her gökdeleni Hilton'la kıyaslıyorsanız;
• "Churchill'de cay içtim" dediyseniz;
• Elinizde Hasan Tahsin anıtının ya da Atatürk anıtının yanındayken çekilmiş bir fotoğraf varsa;
• Karşıyaka denince aklınıza güzel kızlar geliyorsa;
• Bir kerecik dahi Kıbrıs Şehitleri’nde sevgilinizle el ele dolaştıysanız;
• Park sorunu, trafik sorunu, kara kış nedir bilmiyorsanız;
• Kar görmek için Sabuncubeli'ne ya da Manisa Spil'e gittiyseniz;
• Zeybek havası duyduğunuzda içiniz cız edip kalkarak oynayasınız geliyorsa;
• "Kalbim Ege'de Kaldı" şarkisini kendinizle özleştirebiliyorsanız;
• "Ağustos Sıcağı" kavramından nefret ediyorsanız;
• 9 Eylül size üniversite dışında şeyler de hatırlatıyorsa;
• Kumru'nun aslında bir kus olmadığını, çok da lezzetli olduğunu düşünüyorsanız ; )
• Hıdrellez denince sokaklarda yakılan ateşler aklınıza geliyorsa (İzmir dışındaki şehirlerin bellibaşlı alanları dışında ateş yakılmazmış; halbuki İzmir’de sokaklarda ateş yakılır)
• Behçet Uz'un kim olduğunu biliyorsanız;
• Attila İlhan, Can Yücel, Sezen Aksu isimlerini duyduğunuzda söyle bi kabarıyorsanız;
• Şimdiye kadar kaç kişinin "körfezi temizleyeceğim" dediğini hatırlayabiliyorsanız;
• Şimdiye kadar bir kere bile olsa Sevinç’in önünde buluştuysanız veya Sevinç’te "kup" yediyseniz;
• Üniversite denince aklınıza iki tane, özel okul (kolej) denince de sayılı isim geliyorsa;
• Sıcakkanlıysanız;
• Paraşüt kulesinden atladıysanız ya da atlayan tanıdıklarınız varsa;
• Fuar'daki golde kuğulara bindiyseniz;
• Her sene Ağustos’un sonunda fuara giderek " bir kaç ünlü görsek bari" diyorsanız;
• Hiçbir zaman bir yere geç kalma korkusu yasamadıysanız;
• Her yıl 9 Eylül’de Türk Yıldızları’nı canlı izliyorsanız;
• Hayatinizin önemli bir bolumu belediye otobüslerinde geçiyorsa;
• Nisan - ekim ayları arasında hafta sonlarını Güzelbahçe, Urla, Seferihisar, Çeşme, İnciraltı, Sahilevleri, Mordoğan, Karaburun, Gümüldür, Kuşadası, Dikili, Foça vb.de geçiriyorsanız;
• Çocukken Kemeraltı’nda kaybolduysanız;
• Babanız "biz çocukken Konak'ta denize girerdik" hikayeleri anlatıyorsa;
• Başka bir şehirdeyken insanların giyimleri ve davranışları size ters geliyorsa;
• Etrafınızda şortlu, mini etekli, askılı giysili kızlar ve şortlu, küpeli erkekler görmekdikkatinizi çekmiyorsa;
• Kordon'un eski halini hatırlıyorsanız;
• Saat Kulesi'nin deniz kenarında olduğu zamanı hatırlıyorsanız;
• Pizzanıza ketçap ve/veya mayonez döküyorsanız;
• Bir kere bile YKM'nin önünde buluşup sinemaya gittiyseniz;
• En az bir yabancı dil biliyorsanız ve günlük hayatınızda turistlere alışıksanız;
• Kampus denilince aklınıza sadece Ege Üniversitesi’nin kampüsü geliyorsa;
• Cüzdanınızda en az bir tane Kent kart varsa;
• Çevrenizde birilerinin Karşıyaka ve İzmir’in geri kalanını karsilastirdigini duyunca kulak kabartıyor ve hatta itiraz ediyorsanız;
• İzmir’in çevresindeki yazlık beldelerde bıyıklı, göbekli Ankaralı ve İstanbulluları görmek sizirahatsız ediyorsa;
• Mahsun Kirmizigul ile Alişan'i ayırt edemiyorsanız;
• En son gittiğiniz milli maçın tarihini hatırlamıyorsanız;
• Basketbolu futboldan daha çok seviyorsanız;
• Yaya geçidi kavramından habersizseniz;
• Kuşadası’na ADA diyorsanız;
• Uğrak ve Bahane'nin yerini biliyorsanız;
• İzmir’de sadece iki McDonald's olan zamanları hatırlıyorsanız;
• Montrö ve Lozan, size Avrupa şehirlerini hatırlatmıyorsa;
• Toplumsal sevinçlerde ve kutlamalarda aklınıza gidilecek sadece tek bir buluşma yeri geliyorsa;
• Otobüste size biletini ya da kentkartini veren kişi karşılığında para almamakta ısrar ediyorsa;
• Her yıl okulun ilk haftası elinizde listeyle Sevgi Yolu'na gidiyorsanız;
• Yolda biriyle çarpışınca diğerinin hatası olmasına rağmen refleks olarak gülümseyip özürdiliyorsanız;
• Trafikte 34 plakalı sürücülerden şikayetçiyseniz;
• Yengen deyince aklınıza yiyecek bir şeyler geliyorsa;
• Konak Meydanı’nda vapura giden yoldaki çeşmeden bir kez bile su içmişseniz;
• Ortaokula giden kızınızın erkek arkadaşı olması sizi rahatsız etmiyorsa;
• Kordon'da güneşin batisini izlemenin bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorsanız;
• "Okulu asmak" ya da "okulu kırmak" yerine "okulu ekmek" diyorsanız;
• Fuar denilince aklınıza lunapark geliyorsa;
• Size doğru yaklaşan bir kamera ile mikrofon görünce hızlı adımlarla yolunuzu degistiriyorsaniz;
• Evinize en fazla 100 m uzaklıkta bir Tansas mağazası varsa;
• Başka bir şehre gittiğinizde orada yasayanlara acıyorsanız;
• Göztepe, Çankaya, Bahçelievler isimlerinin sadece İzmir’de kullanıldığını sanıyorsanız;
• Uzaktayken "Aahh simdi İzmir’de olsaydım..." diyorsanız;
Siz İzmirlisiniz.
Şimdi gelelim itirafıma. Bunu bügüne kadar kimseye söylemedim ama işte buraya yazıyorum: Bu yazıdaki maddelerin yarısından biraz fazlasını ben yazdım. Olaylar şöyle gelişti. 1999 veya 2000 yılında bu yazının çok kısa bir versiyonu gönderildi bana. Çok hoşuma gitti ama İzmirli olmanın esprili, sevimli başka birçok yönü de olduğunu düşünüp aralara aklımdakileri sıkıştırdım. Bu uzun haliyle arkadaşlarıma ve okulumun mezunlar grubuna gönderdim. Benim bu eklememden sonra yazı bir anda o kadar popüler hale geldi ki kendim bile şaştım. Mail dönüp dolaşıp farklı kişilerden bana kaç kere geldi bilmiyorum. Gazeteye konu oldu, bir sürü site ve blogda da yer alıyor şu anda.
Elden ele dolaşırken insanlar ufak tefek değişiklikle yapmışlar ama yine de o zamanın özellikleri yazıda duruyor. Örneğin İzmir'de her semtte bir Tansaş yok artık.
Hangi maddelerin bana ait, hangilerinin ise anonim olduğunu söylemeyeceğim. Sadece iki örnek vereceğim. Örneğin Saat Kulesi'nin deniz kenarında olduğu zamanı hatırlamak benim yaşımdaki biri için İzmirli olmanın bir parçası bence. O yüzden ekledim.
Bir de Alişan'ın bir röportajında İzmir'e gittiğini, Alsancak'ta dolaşırken insanların "aaa Mahsun Kırmızıgül" diye birbirlerine gösterdiklerini okumuştum. Alişan üzülmüş buna tabii ama neşeli bir şekilde anlatmış. Bu bana da o kadar komik gelmişti ki İzmirlilerin arabesk dünyasına ne kadar uzak olduğunu vurgulamak gerektiğini düşündüm.
Bir de İzmirli usta Yılmaz Özdil'in 15 Mart 2009'daki yazısını okuyalım:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11212777&yazarid=249
Bu yazısını yazarken yazarken "İzmirli Olmak" yazısından esinlendiği çok açık. Bu da gururumu kat kat artırdı. Zaten bu yazı da yayınlandığı günden beri jet hızıyla bütün İzmirlilerin maillerini dolaştı.
15 Mayıs 2012 "İlk Adım Günü"
4 gün önce
2 yorum:
Bu mesaj beni eski günlere götürdü. Çocukluk günleri falan değil, o tip bir nostalji değil ama senin düzenli bir şekilde elmek kutumuza bu tip yazılar attığın günlere.
Blog unu da güle güle kullan
Tafa Karan
Çok şaşırdım demeyi çok isterdim ama sen bunu hep yapıosun kuzim yaa..yetersiz bulmuşsundur muhtemelen hemen eklemişsindir:) Bu arada gerçekten de gurur verici!
Yorum Gönder
Lütfen anonim (adsız) yorum yapmayınız. Ya listelenen hesaplardan birini seçiniz ya da "Adı/URL" seçeneğini seçerek bir isim kullanınız. Gmail'iniz varsa Google'ı seçerek yorum yapabilirsiniz.